?>

ÜSTAD

DR. RAMAZAN CANURAL

ÜSTAD

25 Mayıs 1983 de Hakkın rahmetine kavuştuğu zaman 79 yaşındaydı.  Hayat çizgisi  her insan gibi iniş ve çıkışlarla doludur. Ama O  her daim kaynayan bir volkandı.

Otuz yaşına kadar dünyevi zevklerin ağırlıklı olduğu bir hayat sürdü. 1934 yılında Şeyh Abdülhakim Arvasi ile tanıştıktan sonra  ciddi bir dönüşüm yaşadı. Bundan sonra  tasavvuf ağırlıklı bir dini hayat, ideolojik çerçeveli bir ömür ve çok dinamik bir süreç içine girdi.

Bir şiirinde “dönüşümden” önceki hayatını şöyle tarif eder:

“Tam otuz yıl saatim işlemiş ben durmuşum

Gökyüzünde habersiz uçurtma uçurmuşum…”

 

Rejime muhalif yazılar yazmaktan  hapse atıldı. Çıkarmış olduğu  Büyük Doğu Mecmuasının etrafında  toplanan gençlerle İslami, mukaddesatçı, vatansever, muhafazakar   fikirlerin savunucusu oldu.

Türk  fikir ve düşünce dünyasına damgasını vurmuş bir aksiyon adamıydı.  Sakarya Türküsü, Çile gibi şiirleri hala birer  “destan”  olarak  dillerde dolaşmaktadır.

 

Davasında zaman zaman ümitsizliğe düşerek:

 

“Eyvah, eyvah Sakarya’m sana mı düştü bu yük?

Bu dava hor, bu dava öksüz, bu dava büyük”,

 

diye feryat ederken, bazen de   “ Zindandan Mehmet’e Mektup” şiirinde olduğu gibi:

 

“Sen bir devsin, yükü ağırdır devin

Kalk dimdik, doğrul ve sevin!

Mehmed’im sevinin başlar yüksekte,

Ölsek de sevinin, eve dönsek de,

Sanma bu tekerlek kalır tümsekte,

Yarın elbet bizim elbet bizimdir!

              Gün doğmuş gün batmış ebed bizimdir!

diyecek kadar moral ve motivasyonu yüksektir…

 Dolu dolu ama çileli bir ömür sürerek şöyle bir vasiyet bırakmıştır:

“Fikir ve duyguda vasiyete lüzum görmüyorum. Bu bahiste bütün eserlerim, her kelime, cümle, mısra ve top yekün ifade tarzım vasiyettir. Eğer bu kamusluk bütünü tek ve minicik bir daire içinde toplamak gerekirse söylenecek söz "Allah ve Resulü; başka her şey hiç ve batıl" demekten ibarettir. Beni, ayrıca hususi vasiyetimde gösterdiğim gibi, İslamî usullerin en incelerine riayetle gömünüz! Burada, umumi vasiyette de belirtilmesi gereken bir noktaya dokunmalıyım.

        Cenazeme çiçek ve bando muzika gönderecek makam ve şahıslara uzaklığımız ve kimsenin böyle bir zahmete girişmeyeceği malum... Fakat bu hususta bir muziplik zuhur edecek olursa, ne yapılmak gerektiği de beni sevenlerce malum... Çiçekler çamura ve bando yüz geri koğuşuna…

             Zaten  Çile  şiirindeki şu mısralar vasiyetini teyit eder niteliktedir:

“Son günüm olmasın çelengim top arabam

Beni alıp götürsün tam dört inanmış adam…”

Şimdi Eyüp Sultan Mezarlığındaki mütevazi kabrinde yatmaktadır. Fikir ve düşünce dünyamızın büyük ve şair ve yazarı Üstad Necip Fazıl  Kısakürek’e  Allah’tan rahmetler diliyorum.

                              

yükleniyor..