?>

AVUSTURYA’DAKİ TÜRKİYE

AVUSTURYA’DAKİ TÜRKİYE

Yirmi ay sonra işte yine Viyana’dayız.

Düzenli, tertemiz caddeleri, etrafı rahatsız etmekten sanki çekinircesine  sessizce akan trafiği, insanların bir yerlere yetişmek için koşuyor izlenimi uyandırmadan usul usul sokaklarda yürüdüğü  bu gizemli ve düzenli orta Avrupa şehrine ikinci gelişimiz.

Nazlı nazlı akarak şehri ortadan ikiye ayıran Tuna Nehri buraya bambaşka bir güzellik katıyor. En yenisi  sanki yüz yıl önce yapılmış izlenimi veren tarihi ve görkemli binaları, işyerleri ve  saraylarıyla bu şehirde gerçek bir aristokrasi dünyasının hakimiyeti  göze çarpıyor.

Viyana’da dünyanın hemen her tarafından insan bulunuyor. Sanatçı Ahmet Serttaş’ı,Kanal 7 si, Uzun Efesi, Asmabağ cura-sipsi grubu ve her mahalleden yüzlerce kardeşimiz olmak üzere,  bizim insanlarımız da…

Viyana’ya gelişimizi turistik bir seyahat ve gezinti zannetmeyin ha… Gölhisar’ımıza Doğalgaz hattının çekilebilmesi için hükümetimizin aldığı bir kararın gereğini yerine getirebilmek için burada bulunuyoruz. Nüfusu on bini geçen ilçelere bir şartla Doğalgaz getiriyor BOTAŞ. Şartı da ilçede bulunan elektrik abonelerinin yüzde altmışının abone bedeli olan 335 lirayı yatırması…

Daha yola çıkmadan önce başladı Viyana’daki kardeşlerimizin bize karşı olan, sıcak ilgi ve sevgileri. Burdurlular Derneği Başkanı Ali İhsan Okunakol ve ekibinin Viyana’da bizi karşılamak, ağırlamak ve doğalgaz abone bedellerini toplayabilmek için gösterdiği gayretler doğrusu görülmeye değerdi.

Viyana’da bulunan kardeşlerimizin;  Mehmet Okunakol, Ferit Şimşek ve bendenizden oluşan ekibe karşı gösterdikleri  olağanüstü ilgi ve samimiyet,  hakikaten her türlü takdirin üstündeydi.

İçlerinde 40 yıldan beri orada bulunanlar vardı. Viyana bana adeta bir Türk şehri gibi geldi. Caddesi, sokağı ve Türklerin işlettiği dükkanlarla sanki Türkiye’de idik.

Ama ne kadar Türk şehri gibi olsa da, orası bir Avrupa başkentiydi ve bizimkiler Viyana ve diğer Avrupa şehirlerinde yabancılara karşı giderek artan tepkilerden  şikayetçiydiler.

1683 yılında yaşanan II. Viyana kuşatmasının izleri sanki bütün canlılığı ile karşımızdaydı. Ama sadece Arsenal savaş müzesinde. Merzifonlu Kara Mustafa Paşa tarafından gerçekleştirilen bu kuşatmada Osmanlı ordusunun aylarca kaldığı tepeden Viyana’yı seyretmek doğrusu görülmeye değerdi. Ama tepede, umduğum tarihselliği bulamadım. Post-modern kültürün hakimiyeti, her yerde olduğu gibi burada  da kendini ön plana çıkarmıştı.

Tabii bir de, çok tarihi bir mekanda gerçekleştirilen ve 450 yıllık bir gelenek olan İspanya Binicilik Okulu’na ait atların o meşhur klasik batı müziği eşliğinde yaptıkları “dans şov” herhalde kolay unutulamayacak anlardan biriydi. Özellikle at bakım yerlerini  gezdiren hemşerilerimizin atlarla ilgili anlattığı eğitim ve bakım faaliyetleri bize bir kere daha şunu hatırlatmış oldu: Dünyada sonuç alıcı ve takdire değer bir iş yapmak istiyorsan işini sevecek ve ona önem vereceksin…

Avusturya-Türk İslam Birliği (ATİB) ve Burdurlular Derneğinde yaptığımız konuşma ve etkinliklere katılan yüzlerce hemşerime şunu tekrar vurgulamak istiyorum: Birlik ve beraberlik içinde olur ve oradaki derneğimize sahip çıkarsak inşallah kazanan her zaman biz oluruz.

yükleniyor..