?>

Bir Pazar Günü CANKURTARAN’ DA…

Bir Pazar Günü CANKURTARAN’ DA…

13 Temmuz 2014 Pazar günü.

Cankurtaran’dayız…

Temmuz ortası olmasına rağmen hava oldukça güzel.  Yakıcı sıcaklar yok. 1956 model Siera marka antika Radyomda,  Türk müziği programı “güfteden besteye”yayınlanıyor.

Çok güzel eserler dinliyoruz. Tahir Aydoğdu’nun kanunla  yaptığı muhteşem Kürdilihicazkar geçiş taksiminden sonra Kürdilihicazkar eserler devam ediyor.

Bir ara sunucu Denizli’den Yüksel Arpacı için bir şarkı gönderiyor.  Yüksel Arpacı bizim de muhterem dostumuz. San’at aşığı… Denizli Musiki Derneği’nin temel direği…

İşte  şimdi de Salih Çağlar’ın  klarnet taksimiyle hicaz makamına geçiş taksimi ve Şevki Bey’in hicaz eseri:

“Hal-i nez’imde acırsın sevdiğim dinle beni…”

Etrafta kuş sesleri…

Oruçluyuz. Ama Allah var ya, oruç tutmakta hiç zorlanmıyoruz. Akşamüzeri bahçemizdeki çimleri biçeceğiz. Yarın beni Gölhisar Belediye Başkanlığında  yoğun bir mesai bekliyor.

Ama hiç umurumda değil. Her şeyim hazır. Planım programım tamam. İnsanlara hizmet sunmak onların ihtiyaçlarını gidermek kadar güzel ne olabilir ki?

Yapmak istersen iş çok.Beş dakikamızı boşa geçirmememiz gerekiyor. İşte Belediyecilik böyle bir şey.

Gölhisarlı kardeşlerimizin bize verdiği yetkinin  dolmasına bu gün 1724 gün kaldı. 1826 günlük bir yetki almıştık 30 Martta…

Radyo programı devam ediyor. Bir ara Enderuni Vasıf’ın sözleriyle Bimen Şen’in bir şarkısı radyo mikrofonunda yankılanıyor.

Enderuni Vasıf denince…

Hayalimde lise yıllarına gidiyorum. Çok gerilere… Edebiyat hocamız Hasan Saptır’ın okuduğu  divan edebiyatı şiirleri aklıma geliyor…

Biz de hayran hayran dinlerdik o şiirleri. O mısralardaki güzellik, musiki, ahenk ve ritm…

Ne güzeldi Yarabbi…

Hasan Saptır’ın sözleri daha dün gibi kulaklarımda:

“Bakın arkadaşlar Vasıf’ın şu beytindeki güzellik, hareket ve zarafet hangi şiirde  bulunabilir ki?

 

O gül endam bir al şale bürünsün, yürüsün

Ucu gönlüm gibi ardınca sürünsün, yürüsün

Gerçekten de öyle…

Nitekim yıllar sonra rahmetli Nihat Sami Banarlı’nın yazmış olduğu “Türkçenin Sırları” isimli kitabında şöyle bir ibareye rastlamıştım.

Yukardaki beyti yazısına almış ve demiş ki Nihat Sami Banarlı:

“Sanki Enderuni Vasıf  sadece bu  beyti yazmak için dünyaya gelmiş gibidir…”

Yani demek istiyor ki?

Bu beyti yazmış ya…

Bu dünyada başka bir şey yapmasa da  olur. Çünkü  zaten görevini yapmış, misyonunu yerine getirmiş demektir.

Ah, ah…

Siz ince ruhlu insanlar. İyi ki varsınız

Siz olmasaydınız eminim ki bu dünya çok yavan olurdu…

yükleniyor..