?>

AMAN “YANLIŞ TERCİH KURBANI” OLMAYALIM!…

AMAN “YANLIŞ TERCİH KURBANI” OLMAYALIM!…

Eğitim sistemi ve doğru meslek tercihi, meslekte başarı için önemli. Bu hafta LYS de “tercih” haftası…  Köşemi bu konu hakkında görüşlerini aktarması için bu hafta oğlum Ömer Faruk Canural’a bırakmak istedim. Malum bu günlerde öğrencilerimiz tercihle yatıp, tercihle kalkıyorlar…
Eğitim sistemimizden her daim şikayetçi bir toplum olmuşuzdur. Köklü değişiklikleri yürürlüğe koymak için adım atmak noktasında ise sistemden şikayetçi olduğumuz kadar bir başarı gösteremedik henüz.
Çarpık kentleşme, çarpık yapılaşma, çarpık falanca, çarpık filanca gibi tanımlarımızın yanında bir de genç kuşağımızı adeta haşat eden ezelden beri süregelen ÇARPIK EĞİTİM SİSTEMİMİZ mevcut. Bu eğitim sisteminin başlıca sorunlarından biri ise mesleki eğilimini tam anlamıyla belirleyememek…
Bireyin mesleki eğilimlerini belirleyememesi sonucu oluşan psikolojik kaos, beraberinde birçok açmaz ve çıkmaza sebep yol açabiliyor. Bir başka deyişle; -bir şekilde- tercih edilen mesleki istikametin, özellikle öğretim hayatının son temel noktası olan üniversitede yanlış bir tercih olduğunun fark edilmesi maddi ve manevi kayıpları da beraberinde getiriyor. Örneğin; sözel eğilimleri olan bir kişinin aynı zamanda sayısal kabiliyete sahip olması, onu rekabetin ve toplumsal itibarın daha fazla olduğu sayısal meslek koridoruna itebiliyor.  Halbuki burada bireyin hangi alana ve hangi mesleğe daha fazla eğilimli olduğunu ayırt ettirme adımını başta eğitimciler olmak üzere, gençlere yol gösterici kişilerin devreye sokması gerekirken; maalesef bölüm ve alan tercihleri bir deneme tahtası kisvesine bürünüyor.

Diğer büyük bir handikap; eğitim ve öğretim hayatı pratik ya da reel hayata yönelik bir donanımla şekillenmiyor. Daha çok teoriye dayalı ve mesleki pratiğe ilişkin uygulamalardan uzak, akademik kariyer düşünen bireyler için biçilmiş bir kaftan oluveriyor. Reel hayatın ve okul hayatının böyle beş bilinmeyenli bir denklem ortaya koyması nedeniyle, reel hayata geçiş sürecinde oldukça çetrefilli bir adaptasyon sorunu kendini gösteriyor. Tabii ki her birey, her okul ya da her bölüm için geçerli değil bu saydıklarımız, fakat yine de ezici çoğunluğu birey-okul-bölüm üçgeninin bir noktasında patlak veriyor.
Haziran sonu itibariyle üniversite adayı kardeşlerimiz, elde ettikleri sıralamaya göre optimum bölüm ve okul arayışlarına başladılar bile. Bir tercih yapmak, zaten çoğu zaman tercih edilmeyen seçeneklerin, birey için daha mı uygun olacağı kuşkusunu getirir. Dolayısıyla hayatın en zorlu süreçlerinden biri de bu kararsızlık ve belirsizlik sürecidir.(özellikle ülkemiz için)
Üniversite adayı kardeşlerimize yapacakları tercihlerin haklarında hayırlı olmasını diliyor ve kendilerine gelecek hayatlarında sağlık ve başarılar diliyorum. Umarım içlerinde ukde kalmayacak bir tercih ile beraber, gönüllerindeki üniversite ve iş hayatına kavuşma şansını yakalama fırsatını bulurlar…

yükleniyor..