?>

RABBİMİZE NE KADAR ŞÜKRETSEK AZDIR!..

  Bu yazı iki gün önce kaleme alındı.

17 Ağustos günü…

Şöyle bir düşündüm de…

15 yıl öncesini…

Allah’ım ne kötü günlerdi, o günler!

 17 Ağustos 1999  günü  büyük Marmara depremi olmuştu. Sabah hastaneye giderken arabanın radyosundan duyduğuma göre binlerce insan enkaz altındaydı.  Bırakın deprem bölgesine yardım için ulaşmayı,  dönemin Başbakanı Ecevit’in  bile  olaydan 5-6 saat sonra haberi olmuştu.

 Türkiye’nin en önemli sanayi bölgesi yerle yeksan olmuştu.  8-10 saatten beri  bölgeden doğru dürüst bir  haber  alınamıyordu. Tüpraş’daki yangın  da giderek büyüyordu.

 Devlet ve hükümet çaresizdi. Sağlık Bakanlığına bağlı resmi bir kurtarma ekibi yoktu. Koskoca ülke belki  birkaç yüz üyesi olan özel AKUT ekipleriyle,  jandarma, polis vb. amatör kurtarıcıların eline bakar hale gelmişti. Bir de yurt dışından gelecek olan yabancı ekiplerin…

 Ülkeyi  yöneten  azınlık  hükümetinin  Başbakanı Sayın Ecevit  yaşlı ve hastaydı.  O yıllarda Türkiye ya dışarıdan destekli azınlık hükümetleri tarafından ya da “yamalı bohça” diye tabir edilen koalisyon hükümetleri tarafından yönetilirdi. Bütün bakanlıklar sanki koalisyon ortakları tarafından paylaşılırdı.   Birinin  hakim olduğu bakanlıkta öbürünün adeta sözü geçmezdi.

 Hükümetler askerlerin onayını almadan hiçbir büyük projeye karar veremezdi.  Dönemin Genel Kurmay Başkanı “28 Şubat bin yıl sürecek” diye demeçler verirdi.

Ülkenin  enflasyon, hayat pahalılığı, faiz, terör ve benzeri birçok  belanın  pençesinde  kıvranması  yetmiyormuş gibi  şimdi de büyük depremin kıskacına  düşmüştük .

 Terör dedik de…

Gerçi depremden altı ay önce 13 Şubat 1999  günü  PKK lideri Abdullah Öcalan  Amerikalı güçler tarafından “enselenerek”  Kenya’da  Türk   makamlarına   teslim edilmişti.  İşin garip tarafı  iki ay sonra 18 Nisan günü  yapılacak  genel seçimlerde %22 oy alarak  kendisine “daha güçlü” Başbakanlık yolunu açacak olan bu olayın perde arkasını  dönemin  Başbakanı  Ecevit dahi tam olarak  bilmiyordu.

 Hey gidi günler hey!

Nerden nereye…

İnanın  şimdilerde  millet  olarak,  Rabbimize ne kadar şükretsek azdır…

yükleniyor..