?>

NE İÇİNDEYİM ZAMANIN…

Bu satırların yazıldığı tarih 30 Kasım 2014.

Tam bir yıl  önce   bugün Denizli Devlet Hastanesindeki son nöbetimi tutuyorum.  Gece  saat  001 de yani 1 Aralık 2013 e girildiği zaman  Belediye Başkan aday adaylık sürecimin yasal olarak  başlaması nedeniyle  görevi bırakmam gerekiyor.

30 Kasım 2013 saat 23.59. İşte benim için tarihi an gelip çattı…

Son hastamı,  o minicik yavruyu da muayene ettikten sonra “dinleme aletini”  bıraktım. Kapıda muayene olmayı bekleyen daha 34 hastamın olduğunu bilgisayar ekranından fark ettim.

Burada teknik bir bilgi vereyim ki bazı okurlar  “o 34 hastaya da baksan daha iyi olmaz mıydı”  demesinler. 1 Aralık başladığı dakikadan itibaren adım doktorlar listesinden çıkmıştı ve artık ben  o hastanenin hekimi olmadığım için yazdığım reçetelerin resmiyeti yoktu. Yani yazdığım reçete bedelleri ödenmezdi.

Bu nedenle  ben de  istifa etmiş olmamın gereğini yerine getirmeliydim

Getirdim.  Nöbeti Çocuk Hematolojisi Uzmanı arkadaşım  Doç.Dr. Mehmet Akın’a devrettim. Orada bulunan mesai arkadaşlarımla helalleştim ve vedalaştım. Kapıda bekleyen ve  uzun zamandan beri takip ettiğim sevimli hastalarımdan biri  anne-babası ve Çocuk Kliniğindeki  arkadaşlarımla beraber beyaz önlüklü, steteskoplu olarak son fotoğrafımı çektirdikten sonra saat 0.30 gibi hastaneden ayrıldım.

Artık zaman ilerlemiş ve 1 Aralık 2013 olmuştu. Ben de  31 yılı aşkın fiili  hekimlik hayatıma son noktayı koymuştum. Önümde yepyeni bir dönem beni bekliyordu:  Aktif siyaset

Arabayı çalıştırıp evime  doğru  giderken  aklımdan  Ahmet Hamdi Tanpınar’ın  o meşhur  şiiri geçiyordu:

 

Ne içindeyim zamanın,

               Ne de büsbütün dışında;

               Yekpare, geniş bir anın

               Parçalanmaz akışında.

 

                İçimi tarifi zor bir duygu kaplamıştı. .  Ne sevinçliydim ne de hüzünlü… Başım adeta uyuşmuş gibiydi. 31 yıllık hekimlik hayatı ne çabuk geçmişti!

Ve  bunun da son 10 yılını Denizli Devlet Hastanesi gibi devasa bir sağlık kuruluşunu yönetmeye ayırmıştım. İdarecilik beni bir hayli yormuş olmalıydı.

 

Bazı belirsizlikleri  olsa da önümdeki süreç benim için daha zevkli ve daha kolay olacaktı.  Bundan emindim.  Şimdi  şiirin devamı aklımdan geçiyordu:

 

Bir garip rüya rengiyle

               Uyuşmuş gibi her şekil,

               Rüzgarda uçan tüy bile

               Benim kadar hafif değil.

              

               Sonra zaman ilerledi…

               Adaylık ve seçim süreci… Bu güne  kadar  Belediye Başkanlığında 252 günümüz geçti. Geçti değil, geçiverdi. O kadar hızlı yani. Şimdi insanlarımızın sık sık şu sorusuyla karşılaşıyorum: Başhekimlik mi daha  kolay yoksa  Belediye Başkanlığı mı?

Cevap:  Kesinlikle  ikincisi daha kolay.  Dayanması zor şu iki durum olmasa  daha da kolay  ve zevkli olacak: Aslı astarı olmayan dedikodular ve yapmak  istediğimiz icraatların   hızını kesen bürokrasi ve uygulayıcılardaki vizyon eksikliği gibi  unsurlar…

Ama hiçbir şey çalışma ve başarma  azmimizden  bir  parça  koparamayacak.  Önümüzdeki 1570 günde inşallah –ömrümüz varsa- Gölhisar’ımıza kalıcı eserler bırakıp bu işi tamamlamak azmindeyiz. Tüm ekibimizle beraber…

 

yükleniyor..