?>

“CABİR ABİ…”

Onu ilk gördüğümde farklı biri olduğunu anlamıştım. Renkli gözleri, genellikle ortasından ayrık, geriye doğru taranmış saçları ve hafif kırmızıya çalan […]

Onu ilk gördüğümde farklı biri olduğunu anlamıştım. Renkli gözleri, genellikle ortasından ayrık, geriye doğru taranmış saçları ve hafif kırmızıya çalan yüzüyle bir Türk’ten daha çok yakışıklı bir yabancı aktör havası vardı.

Orta boyu, modern giyimi ve bakımlı görüntüsüyle insanları hemen pozitif olarak etkileme gücüne sahipti. Nüktedan ve şakayı kaldıran bir yapısı olduğundan kendisine bilinen ismiyle değil de, ön adıyla hitap ederdim çoğu zaman:” Cabir abi…”

Kompresör bir mersedes arabası ve iriyarı bir jipi vardı. Ben jipine “traktör” derdim. Hastaneye jipsiz geldiği günler sorardım:” Bu gün traktörü getirmeyi unuttun mu Cabir abi?”

Bazen yemekhanede yemek yer ve hastane sorunlarını da konuşurduk. “Hayatta birçok iş başardık ama iktidarlar bizdeki cevheri görüp de bırakın başhekimliği, bir başhekim yardımcısı bile yapmadılar” diye bana göndermelerde bulunur ve gülüşürdük.

İki dönem Denizli Tabip odası Başkanlığı yaptı. Sonra da Tabip Odasının yönetiminin “bi yerlerinde” hep bulundu.

Dünya görüşlerimiz farklı olsa da karşılıklı sevgi ve saygıyı hiç eksik etmedik aramızda…

2008 yılında Konferans Salonundaki bir toplantıda Denizli Devlet Hastanesi hekimleri arasındaki “en” leri ilan ederken ona da “en karizmatik doktor” sıfatı düşmüştü.

Başhekim olduktan sonra sık sık odama gelir, Kalp-Damar Cerrahisinin sorunlarını aktarırdı. Servis sorumlu hekimiydi. Açık Kalp Ameliyatları ilk defa benim başhekimliğim döneminde başladığından klinikte bir çok sorun yaşanırdı. Gülümsüyor mu, sinirli mi olduğu tam belli olmayan yüz ifadesiyle kapıdan içeri girerken içim titrerdi: “Eyvah yine klinikte önemli sorunlar var!..”

Açık Kalp ameliyatlarının başlamasıyla kendisine yeni bir şevk ve dinamizm gelmişti. “Yahu yıllardır şu ameliyatların hastanemizde de yapılmasını ne çok bekledik ve istedik” derdi. Bu ameliyatların Denizli Devlet Hastanesinde başlaması ve devamında çok önemli katkıları olmuştur.

Bir de DEHA gazetesine yazı yazmamda benim için öncü ve örnek olma gibi manevi bir katkısı vardı. Yani gazetede bir hekim olarak onun yazıyor olması sanki beni de cesaretlendirerek bu işe adım atmama vesile olmuştu.

Çok nüktedandı. Bir gün evini badana eden usta kendisine sorar. “Doktorum nerelisin?” “Niğdeli’yim” deyince adam şöyle acır gibi ona bir bakar ve şunları söyler: “Olsun be hocam, orası da memleket!..”

“Adam o anda bende ‘zavallı’ bir durum sezmiş ve herhalde teselli babında bunu söylemişti” diyerek kahkahalarla bizi güldürmüştü.

Ömrü boyunca birçok hastaya şifa dağıtan o güzel insan 62 yaşında aramızdan ayrıldı. Ardında hoş bir sada bırakarak…

Allah sana rahmetiyle muamele etsin değerli abimiz Dr. Cabir Murat Alten. Geride kalanlara da sabırlar versin…

 

yükleniyor..