?>

BİR YAZ GECESİ ÖZLEMİ

Ramazan ayındayız. Günler uzun. Birçoğumuz oruçluyuz. Biliyorum böyle zamanlarda yüklü ve ağır konular sıkar sizi…

Sadece sizi mi? Ben de çok sıkılırım.

Bize şimdi hafif şeyler lazım. Okunacak yazıdan tutun da, iftardaki yiyecek ve içeceğe kadar hafif şeyler…

Bu sene havalar çok değişik. Yağışlar bol, hava serin. Çoğumuza oruç tutmak hiç de zor gelmiyor. Ama bu haftadan itibaren sıcaklar mevsim normallerinin üstüne çıkacak diye haberler alıyoruz.

Mevsim normallerinin üstüne çıkarsa…

O zaman da “Ah havalar bir serinlese” deriz.

Yazın tepemizdeki güneş bizi yaksa da, dayanılmaz sıcaklar olsa da, bu mevsimin kendine has güzellikleri var. Bolluk ve bereket ayları…

Ayrıca birçokları için tatil ve izin ayları.

Yaz mevsiminin güzellikleri az değildir…

Şarkılar bestelenir onun için.

Mesela, Yesari Asım Arsoy’un şu güzel eseri ne kadar duyguludur!…

 

Bu yaz geçen günlerimiz, hatırından hiç çıkmasın,

Okşadığım o elleri, başka bir el sıkmasın,

Şen gönlümüz sevişmekten usanmasın, bıkmasın,

Okşadığım o elleri, başka bir el sıkmasın…

 

Yaz mevsiminin en sevilen özelliklerinden biri de mehtabı ve denizidir. Büyük besteci ve kanun üstadı Artaki Candan bir şarkısında bu özlemini şöyle dile getirir:

 

Bu gece çamlarda kalsak ne olur,

Felekten bir gece çalsak ne olur,

Denize, mehtaba dalsak ne olur,

Felekten bir gece çalsak ne olur?..

 

Ah! Ne güzel nağmeler, ne güzel şarkılardır onlar…

Dr. Ramazan Canural ise bir şiirinde, duygu dolu, ılık bir yaz gecesini şöyle tasvir eder:

      

        

         Rüzgar dinmiş, gece ıssız, deniz sessiz,

         Yıldız, mehtap ve sen… Bir de teknemiz.

         Kulağım, körfezdeki o büyülü seste.

         İstemem, bu gece ışıklar hiç yanmasın…

         Sevenlerin dilinde, o güzel uşşak beste:

      “Âheste çek kürekleri, mehtâb uyanmasın.”

 

O güzel uşşak besteyi bildiniz değil mi?

Hani sözlerini Yahya Kemal Beyatlı’nın yazdığı ve üstad Münir Nurettin Selçuk tarafından musikimize hediye edilen o muhteşem eseri…

 

Âheste çek kürekleri, mehtâb uyanmasın,

     Bir âlemi hayâle dalan âb uyanmasın

 

   Âğuş’u nev-bahâr’da hâbîdedir cihân,

   Sürsün sabâh-ı haşr’e kadar, hâb uyanmasın.

 

   Dursun bu mûsikî-i semâvî içinde sâz,

   Leyl-i tarâb’da bir dahî mızrâb uyanmasın.

 

   Ey gül, sükûta varmayı emr-eyle bülbüle,

Gülşen’de mest-ü zevk olan ahbâb uyanmasın.

 

Değmez Kemâl, uyanmaya ikmâl-i ömr içün,

Varsın bu uykudan dil-i bîtâb uyanmasın.

 

Buradaki sözler zaten musikinin ta kendisiyken, bir de Münir Nurettin Selçuk bunları bestelemiş ya!

İşte o zaman gerçek bir şaheser ortaya çıkmış.

                                                                                                        

yükleniyor..