?>

BİR GEZİDEN GERİDE KALANLAR

Kıbrıs…

Doğu Akdeniz’in ortasında şirin bir ada. Birçoğuna göre “Yavru Vatan”

Taa yedi-sekiz yaşından beri duyduğum bir isim.

Adı anılınca çoğu kere hafızamda; Türklere yapılan vahşet ve kıyımlar, Makarios, EOKA, ENOSİS, Şehit Cengiz Topel, Şehit İbrahim Karaoğlanoğlu, “Karaoğlan Ecevit”, 74 Barış Harekatı , Girne, Yeşil Hat, Maraş, Gazi Magosa gibi kavramların canlandığı çocukluk ve gençlik yıllarımızın nadide hatırası…

Akdeniz Belediyeler Birliği yetkilileri, bir Kıbrıs gezisi düzenleyeceklerini açıkladılar. Benim de bu gezide yer alıp almayacağımı sordular. Aklıma önce “yoğun işlerim” geldi. Çünkü üç gün sürecekti. Az zaman değildi. Birçok işimiz aksayabilirdi.

Ama yeni yerler görmek, yeni tecrübe ve bilgiler edinmek… Hiç de fena sayılmazdı. Hem ücretsizdi, hem de kaliteli bir grupla bu ziyaretleri yapma fırsatı önümüzdeydi.

Sonuç ne mi oldu?

Katıldık geziye. Çoğu kişinin kapı komşusu gibi hafta sonları “kumar oynamaya” gittiği bu güzel adaya gittik ve şunları gördük:

25 yıl öncesinin Antalya’sı gibi beldeler… Doğa on numara, insanların beldelere katkısı beş numara.   Çalışkanlık: On üzerinden dört. Mesai en erken 10’da başlıyor, 14.5-15 de bitiyor. Sanayi yok. Su yok ve dolayısıyla, tarım da yok. Hayvancılık çok az. Turizm, eh şöyle böyle…

Kumarhanelerin bulunduğu beş yıldızlı oteller harıl harıl. Bizim kaldığımız Royal ve Merit Otelleri beş yıldızın da ötesinde. Odalar çok geniş, mobilyalar dört dörtlük. Normal odaları bile maşallah Kral dairesini andırıyor. Yiyecek içecek anlamında, aklınıza ne gelirse, mevcut.

Cadde ve sokaklar epey bakımsız. Belediyeler bizimkilere göre daha “zayıf”. Gerçi birçok sektör aynı. Mesela bir ada olmasına rağmen Kuzey Kıbrıs’ta balıkçılık çok zayıf. Çünkü sular derin olduğundan bu sularda balık avlamak için lazım olan büyük teknelerden kimsede bulunmazmış. Bir Akdeniz adası olduğu halde narenciye üretimi hiç de göz doldurucu değil.

Peki bu olumsuzlukların sebebi neymiş, diyeceksiniz…

Bize anlatılanlara göre:

BİR: 41 yıldan beri adada siyasi statü netleşmediği için kimse bulunduğu yerin kalıcılığından emin değil. Mesela şöyle bir şey duyduk: 41 yıldan beri bizim olan Güzelyurt’un sakinleri “ Rumlara çok yakınız, nasıl olsa buralar bir gün onlara verilir” diye ölülerini bile oraya gömmez daha “berilere” getirirlermiş.

İKİ: Bu belirsizlikten dolayı yabancı ve yerli yatırımcılar Kıbrıs’a “ kalıcı” bir yatırım yapmıyorlar. Tıpkı şimdi bizde mevcut olan PKK terörünün, Güneydoğu’ya yatırımları engellediği gibi…

ÜÇ: Ada ekonomisi Türkiye’nin desteği olmadan “ayakta duramaz” izlenimi veriyor.

DÖRT: Adada içme ve sulama için su kısıtlı olduğundan , tarım sektörü gelişemiyor.

BEŞ: Kıbrıslılarda Akdeniz insanının temel karakteristiklerinden biri olan sıcakkanlılık ve misafirperverlik gibi iyi şeyler var ama; yine aynı Akdeniz insanının genelinde görülen çalışma azmi, iradesi, tuttuğunu koparma gibi özelliklerin Kıbrıs insanında da eksik olduğunu hissetim. Aynı nedenler yüzünden değil midir ki, bugün Yunanistan ve İspanya iflasın eşiğinde, İtalya’da da tehlike çanları çalıyor.

Tabii iyi şeyler de çok. Örneğin 300 bin nüfuslu Kuzey Kıbrıs’ta toplam 70 bin öğrenciye sahip beş tane üniversite mevcut. Bütün branşların bulunduğu Yakındoğu Üniversitesi Hastanesini gezdik. Gerçekten beğendik.

İbrahim Karaoğlanoğlu Şehitliğinde orayı bize hamasi ve şiirsel bir edayla anlatan askerin “sunumu” çok güzeldi. Lefkoşa’daki “ Barbarlık Müzesi” ile Girne’deki “eski araba” müzesi unutulacak gibi değildi.

Tekrar olacak ama, otellerdeki konsept ve dizayn görülmeye değerdi.

Hepsinden daha önemlisi, bu gezide birçok dostluklar edindik.

41 Belediye Başkanı ve 70 Belediye Meclis’ini temsilen 13 kişiyle kendilerini ziyaret ettiğimiz Kuzey Kıbrıs Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı, Başbakanı, Türkiye Büyükelçisi, Belediyeler Birliği Başkanına, nezaketlerinden dolayı teşekkür ettik.

Tabii burada asıl teşekkürü hak eden başka bir ekip daha vardı: Bu geziyi düzenleyen Akdeniz Belediyeler Birliği ve Kepez Belediye Başkanı Hakan Tütüncü, Genel Sekreter Hüseyin İnce, yine ekipte bizlere her zaman destek olan Atlıhan, Uğur ve Gültekin Beyler…

Yapmış oldukları organizasyon ve bize karşı davranışları her türlü takdirin üstündeydi…

yükleniyor..