?>

“DESTANSI” MISRALAR

Mehmet Akif Ersoy’dan:

 

O bir “İstiklal şairi”…

Milli şairimiz…

19 yüzyıl sonunda dağılıp- parçalanan Osmanlı imparatorluğunun bu “izmihlal” sürecinde milletin haykıran dili, şahlanan ümidi olmuş büyük bir dahi…

Hayatı, yaşam felsefesi, zihniyeti, fikir dünyası, mücadelesi onurlu ve mütevazi duruşuyla…

Vatanseverliğin,

Milli şahlanış ve haykırışın,

Kardeşliğin,

Kahramanlığın,

Yiğitliğin,

Coşku ve ümidin,

Yerine göre öfkenin, yerine göre ılımlı olmanın,

Doğruluğun, dürüstlüğün,

Hakk’ın ve hukukun,

Özeleştirinin,

Adeta simgesi oldu…

 

Yazdığı şiirler toplumu ve okuyucuyu her zaman derinden sarstı.

Şiirlerinde lirizm, ahenk ve söz ustalığı kadar, kuvvetli bir mesaj da mevcuttu…

Türk Edebiyatının en büyük şairlerinden biri olduğu halde, ön planda olmak gibi bir çabası hiç olmadı…

Soğuk kış günlerinde giyecek bir paltosu bile yoktu ama, 724 şiir arasında birinci seçildiği için İstiklal Marşı’na verilecek olan para ödülünü kabul etmedi.

Çünkü çok onurlu ve gururluydu…

Dünyaya metelik vermeyen bir yapıdaydı…

Yazmış olduğu şiirlerini Safahatta topladığı halde İstiklal Marşını Safahat’a almadı. “Çünkü O Milletime ait” demişti.

Safahat’ta bulunan şiirlerinin tamamı gerçekten muhteşemdir. Ama bazıları var ya, bazıları…

İşte onlar artık adeta destanlaşmıştır

Mesela…

Zulüm karşısında asla boyun eğmeyeceğini…

“ Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem

Gelenin keyfi için, kalkıp geçmişe sövemem..”   

 

Diye başlayan şiiriyle çok güzel şekilde vurgular.

 

Kur’an-ı Kerim’in mesajını iyi anlamayanlara şu seslenişi ne kadar anlamlıdır?

“İnmemiştir hele Kur’an bunu hakkıyla bilin…

Ne mezarlıkta okunmak, ne de fal bakmak için…”     

 

Ya son iki yüz yıldan beri uykuda olan “İslam Dünyası’ için ettiği şu feryada ne demeli?

(Dikkat edin tarih 1913 tür. Ama aynı sözler maalesef bu gün yine birebir geçerlidir)

“Atiyi karanlık görerek azmi bırakmak…

Alçak bir ölüm varsa, eminim budur ancak..

Ey dipdiri meyyit! “iki el bir baş içindir.”

Davransana…Eller de senin, baş da senindir!

His yok, hareket yok, acı yok…Leş mi kesildin?

Hayret veriyorsun bana…Sen böyle değildin…”

 

Çanakkale şehitleri için yazdığı şu şiirin tamamını okursanız, o savaş, önünüzde adeta   canlanıyor zannedersiniz.

Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor!..

Bir hilal uğruna Ya Rab, ne güneşler batıyor?

Ey şehit oğlu şehit, isteme benden makber!

Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer!

 

Yaşadığı ümitsizlikler, yıkımlar ve karamsarlıklar karşısında her fani gibi zaman zaman o da Yaradan’ına “sitemde “ bulunur:

Ya Rab, bu uğursuz gecenin yok mu sabahı?

Mahşerde mi biçarelerin, yoksa felahı!

Nur istiyoruz…Sen bize yangın veriyorsun!    

Yandık! diyoruz…Boğmaya kan gönderiyorsun!

 

Bazı kaynaklar, çok sevdiği Allah Resulünün vefat ettiği yaşta ruhunu teslim etmek için dua ettiğini yazar. İşte tam da öyle olmuştur. Büyük şair 27 Aralık 1936 tarihinde öldüğü zaman 63 yaşındaydı.

Ölümünün 79. yıldönümünde rahmetle anıyorum.

 

yükleniyor..