?>

“SAZ SEMAİSİ”

Türk musikisinde en sevdiğim formlardan biridir, saz semaisi…

Sözsüzdür. Zaten adı üstünde “saz semaisi” denmektedir.

Sözsüzdür ama, sözlü eserlere taş çıkartacak bir müzikaliteye sahiptir.

Enstrümantal formların en önde geleni, en zevkli olanıdır…

Dört hane, yani dört bölümden oluşur. Her hanenin bitiminde bir “teslim” kısmı vardır ki, eserin belki de en güzel bölümüdür. Tıpkı şiirdeki nakarat gibi…

Saz semaisinin seyrini ben, aynen hayatın seyrine benzetirim.

Önce ait olduğu makamın “bahçelerinde” aheste aheste ve biraz çekingen bir gezintiyle başlar. Aynen çocukluk yıllarımızda olduğu gibi…

Sonra birinci “teslim” bölümü gelir. Yukarıda bahsettiğimiz haliyle “teslim” parçanın adı, sanı gibi bir bölümdür. İnsan vücudunda kalb ne ise, teslim bölümü de, saz semaisinde, işte aynen öyledir. Yani eseri alıp götürürken; sizi de musikinin katmanlarında harikulade bir seyahate çıkarır.

Teslim bölümü genelde iki kere icra edilir.

Sonra ikinci hane başlar.

Gezinti derinleşmiş ve duygusallaşmıştır. Artık eser de “büyümeye ve olgunlaşmaya” başlamıştır. Gençlik yıllarımızın o romantik dönemlerine benzetirim ben, ikinci haneyi…

Sonra ikinci “teslim” bölümü …

Tam bu bölüm biterken…

Musiki deyimiyle “kreşendo” seyrinde, üçüncü hane başlar.

Şimdi artık “uçmaya” hazır olmalısınız!   Bütün notalar, semanın katlarına dalga dalga yayılmaktadır. Tiz perdeden ve tüm duygusallığıyla, ruhunuzun derinliklerine işleye işleye, muhteşem bir tur attırırlar size, taaa “ötelerde”…

Üçüncü haneden sonra eser, yine bir “teslim” bölümüyle sizi selamlar. Ve musikinin ne kadar muhteşem olduğunu bu “ teslimde” artık tam anlama noktasındayken…

Dördüncü hane, yani “Yürük Semai” bölümü kulaklarınızda yankılanmaya başlar…

Ve eser birden hızlanır…

Tıpkı hayatının son demlerine gelen bir “fani” gibi acele etmektedir. “Yapacak daha çoook işim var, haydi çabuk olun!” dercesine…

Hızlı, daha da hızlı bir ritim, size musiki aleminde keyifli bir tur daha attırırken, eserde artık sona yaklaşılmakta olduğunu anlarsınız.   Aynı zamanda içinizi bir hüzün kaplar, bu güzel “gezinti” bitiyor diye…

Ve hayat nasıl, yavaş yavaş zevale ererse…

Ritm giderek yavaşlar… Yavaşlar… Yavaşlar…

Siz, eser bitti zannedersiniz…

Ama hayır…

Bütün zarafeti, letafeti ve güzelliğiyle “son teslim” tekrar karşınızda arz-ı endam eylemektedir…

Sonra eser, gittikçe hızlanarak, bu sefer gerçekten son bulur…

Muhteşem bir finaldir artık, yaşanan…

 

Geçen gün Neyzen Salih Dede’nin Uşşak Saz Semaisini “Youtube” den dinlerken bunları düşündüm.

Beste Salih Dedenin ama, icra edenler kimler biliyor musunuz?

Aslen İrlandalı olup da yıllardır Girit adasında yaşayan; ud,saz, rebab, kemençe üstadı Ross Daly ve ekibi…

İşte musiki, böylesine evrensel bir şey…

Onsuz hayat, çok yavan olurdu, eminim…

yükleniyor..