?>

“YAŞADIĞIMIZ GÜNLER”

Geleneklerimizde bazı günlerin özel bir önemi vardır. Asker uğurlaması ya da yemin töreni de elbette bunlardan biri. Giderek askerlik anılarının yerini başka anılar alsa da, hala hayatımızda önemli bir yeri vardır, o dönemlerin.

Oğlum asker. Vatani görevini yapıyor.   Bilirsiniz, geleneklerimizde askerliğini yapmayan genç bazı yönlerden eksik addedilir, hatta eskiden “askerliğini yapmayana kız verilmez” denirdi.

8 Ocak günü askerlerimizin yemin törenine katıldık. Bölük bölük askerlerin marşlar söyleyerek bando eşliğinde tören alanına girmeleri bile insanın gözünü yaşartmaya yetiyor. Çünkü içlerinde kendi oğlunuzda var.

Sonra yemin, sonra acemilik döneminin bitişi ve yeni bir dönemin başlangıcı. Usta Birliğine intikal ve “ustalık” dönemi…

Hayat geçiyor, zaman ilerliyor. Aynı şeyleri yaklaşık otuz yıl önce biz de yaşamadık mı? Tarih tekerrürden ibarettir demiş atalarımız. Şimdi de o anları kendi çocuklarımızla yaşıyoruz. Bu da elbette ayrı bir mutluluk…

Başka konular…

Kış bastırıyor. Domuz gribi haberleri yine magazin gündemi gibi hayatımıza girdi. “Yahu bunlar her sene olan sıradan grip vak’aları kardeşim” desen de kimse dinlemez. Her yıl bu mevsimde bir grip modası çıkar. Bazı insanlar hasta olur yatağa düşer. Bunların ezici bir çoğunluğu da iyileşir, “vadesi gelen” çok az bir kısmı da vefat eder. Ama televizyon ekranları bunları sanki ilk defa yaşanan “kıyamet senaryoları” modunda verir.

Sansasyona meraklıyızdır, vesselam…

Her zaman olduğu gibi bu günlerde de haber izlerken “seçiciyim”. Terör ve siyaset haberlerinden başkası pek ilgimi çekmiyor. Onları da hükümete muhalif kanallardan izlemeyi tercih ediyorum. Çünkü bir kısmı yanlı ve hatta yanlış da olsa muhalefetin bakış açısı benim için önemli.

Terör olayları konusunda bu günlerde Güneydoğu’da yaşananlar tam bir “Ortadoğu” manzarası görünümünde. İnsan çok üzülüyor. Ama vatanı da herhalde “şakiler güruhuna” teslim edecek değildi koskoca Türkiye Cumhuriyeti.

 

yükleniyor..