?>

BEDEL ÖDEMEK…

Sayın Cumhurbaşkanımız geçen gün Burdur Cumhuriyet Meydanında ne dedi?

“Bizim nesil hep bedel ödemiştir. Çok çektik. İnşallah bundan sonraki nesiller, torunlarımız çekmesin. Bunun için gayret ediyoruz.”

Gerçekten sevgili okurlar…

Cumhurbaşkanımız son derece haklıdır.

Çünkü çok bedel ödedik.

Sorun sadece sanayide, tarımda, hizmet sektöründe ve daha birçok alanda üretmek ve pazarlamak olsa…

Sorun sadece sağlıkta, ulaşımda, eğitimde, ihracatta , ithalatta ülke için en uygun modelleri bulmak ve uygulamak olsa…

Sorun sadece sosyal dengesizliklerle mücadele, yoksulluğun ve yolsuzluğun ortadan kaldırılması, çalanın, çırpanın önüne geçmek olsa…

İşimiz nispeten kolaydı…

Biz bunların hakkından gelemeyecek  kadar yeteneksiz bir millet değildik.

Ama sorun sadece bunlar değil.

Sorun çok daha köklü, çok daha derin…

Bu ülke 200 yıldan beri Batı Dünyasındaki bazı hainlerin, İslam düşmanlarının, Türkiye karşıtlarının, Osmanlı’dan rövanş almak isteyen müstekbirlerin saldırısı ve tasallutu altındadır.

Dün Çanakkale’de, Sakarya’da, Dumlupınar’da kuyruğunu kısarak “geldikleri gibi gidenlerin…”

Her defasında yeni bir taktik ve hamle ile saldırarak…

Yeni silahlar ve yöntemlerle sürekli Türkiye ve Ortadoğu Coğrafyasını “bitirme” gayretidir.

Bu nedenle; bazen sağ-sol çatışması, bazen Alevi-Sünni gerginliği, bazen PKK terörü, bazen Paralel   Yapı ve daha “bilmem ne bela” olarak saldırırlar.

Düşünün ki, sadece PKK’nın ardında 35 ülkenin bulunduğunu söyleyenler…

Eğer bir abartı ve mübalağa içinde değillerse…

Türkiye’nin karşı karşıya olduğu tehlikenin boyutları ortadadır.

Haa Türkiye ve Ortadoğu’ya yüzyıllardan beri saldırının asıl sebebi petrol kaynaklarının paylaşılamaması ise …

Batının emperyalist güçleri bu kaynakları kontrol altında tutmak için milyonlarca insanın kanına giriyorlarsa…

İnsanın şöyle diyesi geliyor:

“Allah belanı versin, hay eksik olaydın petrol!

Keşke başka bir kıtada çıksaydın da, İslam coğrafyası bu kadar bedel ödemek zorunda kalmasaydı …”

 

12 EYLÜL’ÜN ÖNEMİ…

12 Eylül tarihi milletimiz için önemlidir.

İki nedenden dolayı…

Birincisi…

12 Eylül 1921 tarihinde İstiklal Marşımız Türkiye Büyük Millet Meclisimizde kabul edilmiş ve dinleyenlerin her zaman tüylerini ürperten ve diken diken eden o şaheser ortaya çıkmıştır.

Hem de 724 şiir arasında…

Ki ben, şimdiye kadar milli ve manevi duyguları bu denli ayağa kaldıran, coşturan başka bir metin görmedim.

Allah, onu yazan Mehmet Akif Ersoy’a rahmet eylesin, mekanı cennet olsun…

Bir şey daha…

Keşke müziği de, sözleri kadar güzel ve çoşkulu olsaydı…

Ama ne yalan söyleyeyim…

Rahmetli Zeki Üngör tarafından yapılan bu beste ortalamanın altında bir müzikaliteye sahiptir ve prozodi hatalarıyla doludur.

 

İkincisi…

12 Eylül 1971…

Yani birincisinden tam 50 yıl sonra…

Türk Silahlı Kuvvetleri Süleyman Demirel’in başında bulunduğu Hükümete muhtıra vermiş ve hükümet istifa etmiştir.

Demirel’de kendi deyimiyle “ şapkasını alıp gitmiştir…”

“Nedeni neydi” diye mi soracaksınız?

Doğrusu, merak bile etmeyin…

Çünkü o dönemler bir hayli gerilerde kaldı ve darbeler dönemi çoktan kapandı.

yükleniyor..