?>

FETİH 563. YIL

İnsan bazen üzülüyor.

Dünyaya geç gelmişiz diye…

Kendi kendime diyorum ki:

“ Keşke İstanbul’u fetheden o cengaverlerin arasında ben de bulunabilseydim.”

İstanbul Topkapı’da İstanbul’un fethini canlandıran bir animasyon var. Panorama 1453. Kapalı bir mekanda tablolarla, top sesleriyle, ilginç görüntüler ve kuşatma manzaralarıyla fetih   o kadar güzel canlandırılmış ki, o anları sanki birebir yaşıyorsunuz.

Son iki yıldan beri Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatları ve katkıları doğrultusunda İstanbul’un fethine ayrı bir önem veriliyor.

Bir çağ kapatıp bir çağ açan bu çok önemli olayı muhteşem bir şiirle canlandıran Arif Nihat Asya’nın çizdiği o şiirsel tablolar gerçekten çok harikadır:

“Yelkenler biçilecek, yelkenler dikilecek; 
Dağlardan çektirilen, kalyonlar çekilecek;
Kerpetenlerle sûrun dişleri sökülecek!

Yürü; hâlâ ne diye oyunda, oynaştasın?
Fâtih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın!

Sen de geçebilirsin yardan, anadan, serden
Senin de destanını okuyalım ezberden
Haberin yok gibidir taşıdığın değerden

Elde sensin, dilde sen; gönüldesin, baştasın
Fâtih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın! “

 

Şiir bu şekilde devam edip gider…

Ama buradaki esas vurgu gençlerimize verilen önem ve değerdir elbette.

Ve burada sorulması gereken asıl soru şudur:

Asırlardan beri defalarca bir çok ordular tarafından kuşatılan ama bir türlü alınamayan İstanbul’un 21 yaşındaki bir delikanlı tarafından fethedilmesi bir tesadüf müydü acaba?

Bence hiç değildi…

İşte o 21 yaşındaki “delikanlının” özellikleri ve yetişme koşulları:

Arapça ve Farsça dahil olmak üzere yedi dil biliyordu. Latinceyi de ana dili gibi konuştuğu rivayet edilir.

Dikkat edin: Yedi dil!..

Şairdi. “Avni” mahlasıyla şiirler yazdı. Mahiyetindeki 185 şairden 30 unu maaşa bağladı. Ünlü İtalyan ressam Bellini’yi İstanbul’a getirtip kendi portresini yaptırdı. Oysa İslam geleneğindeki bazı görüşlere göre resim yapmaya ve yaptırmaya bu gün bile sıcak bakılmaz.
İstanbul’un fethi için Muslihiddin ve Sarıca Sekban gibi Osmanlı mühendislerinin yanında, Macar Urban’a, Edirne’de “Şahi” adı verilen toplar döktürdü. Bu toplar, Bizans’ın yanı sıra Avrupa’ da asırlardır süren feodaliteyi de bitirecekti…
Kanuni’den çok önce, bir Kanunname ve bir Anayasa hazırlattı
Otlukbeli’de Uzun Hasan’ı yenince zaferini kutlamak için 40 bin esiri serbest bıraktı.
Otuz yıllık saltanatı süresince, 25 askeri harekâta bizzat komuta etti.
900 bin kilometrekare olan Osmanlı topraklarını 2 milyon 214 bin kilometrekareye çıkardı.(Türkiye’nin bugünkü toprak alanının 780 bin kilometrekare olduğunu düşünürseniz 30 yılda ülke topraklarına dâhil ettiği alan bugünkü Türkiye’nin 3 katına yakındır.)
Ömrü boyunca iki imparatorluk, dört krallık ve on bir prensliği kendine bağladı.
Osmanlı Türklerinin İstanbul’u fethettiği gün, Hıristiyanlar tarafından “dünyanın sonu” şeklinde tanımlandı. İstanbul’un fethiyle bir çağ kapanıp, yeni bir çağ açıldı.

 

Venedik Kralı tarafından planlanan on dört suikast girişiminden sağ kurtulmayı başardı. Ama ölümü hakkında suikast şüpheleri hala vardır. 1481 yılında bir sefere çıkarken Gebze’de Hünkar Çayırı denilen yerde öldüğü zaman henüz 49 yaşındaydı.

yükleniyor..