?>

NE YAZSAM, NE YAZSAM DERKEN…

Esasında köşe yazısına konu bulmak zor iş…

Biz haftada bir yazı yazdığımız halde yine de konu sıkıntısı çekiyoruz.

Bazı yazarlara bakıyorsunuz…

“Ohooo, konu çok” diyorlar.

“Ülkede gündem her an değişmekte…

O zaman da konudan bol bir şey yok…”

Dedikleri bu…

Oysa konu bulmakta seçici davranırsan…

Bu iş hiç de kolay değil…

 

Birçok köşe yazısının konusunda ana unsur ağırlıklı olarak iki şey üzerine odaklanmakta:

Sayın Cumhurbaşkanı   ve hükümetin icraatlarını eleştirmek ya da övmek…

Terör…

Ama haklarını yememek lazım son bir yıldan beri terör artık ortak bir hedef olarak belirlenmeye başlandı.

Yani terör konusunda mevcut iktidara anlamsız yüklenmeler bitti. Ve bu konunun bir devlet politikası olması gerektiği artık kabul edildi.

Tabii bir de televizyon haberlerinin durumu var…

Ben zaten televizyon haberlerini haftada bir izliyorum. Bazı dönemler her gün izleme gafletine düştüm. Ama baktım terör, canlı bomba, seri katil, tacizci sapıklar, kadın cinayetleri, bin bir türlü olumsuzluğun dile getirildiği futbol haberlerinden başka bir konu yok…

O nedenle televizyon haberi izleme işine son verdim.

Şimdi sadece TRT Müzik kanalından müzik izliyorum.

Artık rahatım.

Hiç olmazsa gereksiz yere sinirlerimi tahrip etmiyorum.

 

KOMŞULARLA İYİ GEÇİNME VE “SIFIR DIŞ SORUN”

2004 den sonra dış politikada çok olumlu dönemler yaşadık. Komşu ülkelerle iyi ilişkiler geliştirdik.

Hatta bir ara AB ye girme konusunda %75-80 lere varan anket sonuçları olurdu.

Suriye başta olmak üzere komşu devletlerle olumlu gelişmeler ortaya çıktı. Dış politikada tatlı rüzgarlar esti.

Sonra bir baktık…

Arap Baharı, Suriye iç savaşı, Irakta bitmeyen kargaşa, Mısır’da darbe, IŞİD, PKK, Türkiye-İsrail gerginliği, Rus uçağının düşürülmesi vs. derken…

Bırakın “sıfır dış sorunu” nerdeyse sorunsuz ülke kalmadı etrafımızda…

Şimdi…

Rusya, İsrail ve hatta Mısır’la “zeytin dalı” sürecine girdik.

Seviniyoruz tabii…

Gerginlikten uzun vadede kimse bir şey kazanmaz ki…

Sadece “şahince yaklaşım” içinde olanlara iç politika malzemesi olur gerginlik…

O da bir yere kadar…

Ekonomi olumsuz etkilenmeye başlayınca “bumerang misali” tutar, iç siyaseti de vuruverir.

Tıpkı birkaç ay önce Rusya’da domates 3-5 liradan satılırken birdenbire 23 liraya çıkması gibi…

Ama sevindiğim ne biliyor musunuz?

Şükürler olsun ki birçok gerginlik ülkelerin başındaki siyasilerin kontrolü altında tutulabiliyor da daha fazla “hasar” önlenebiliyor…

Ya bir de Ortadoğu’da bulunan basiretsiz diktatörlerin elinde olduğu gibi iç ve dış savaşa dönüşse, o zaman durumumuz nic’olurdu?

Hafazanallah!..

yükleniyor..