?>

BU SADECE BİR DARBE GİRİŞİMİ MİYDİ?

Hayır, daha da ötesiydi…

Ötesiydi, çünkü…

Ne 27 Mayıs İhtilalinde, ne 12 Mart muhtırasında, ne 12 Eylül darbesinde, ne 28 Şubat post-modern darbesinde, ne de 7 Nisan e- muhtırasında ilk gün itibarıyla, bu kadar can kaybımız olmamıştı…

161 şehit verdik bu haince girişimde…

Bu kahramanların 47 si Gölbaşı Özel Harekat Merkezine saldırı sonucu hayatlarını kaybettiler.

Hainler inisiyatifi ele geçirselerdi, şehit sayımız çok daha fazla olacaktı.

İşte bu yüzden buna darbe girişimi denilmez, iç savaş provası denir.

Evet, evet; bu bir iç savaş provasıydı…

Çünkü daha önceki hiçbir darbede, darbeciler elindeki silahı doğrudan millete doğrultmadı.

Daha önceki hiçbir darbede, Yüce Meclis bombalanmadı.

Daha önceki hiçbir darbede, Cumhurbaşkanlığı Sarayı, MİT, Özel Harekat Merkezi gibi devlet kurumları doğrudan hedef alınmadı.

Ama 15 Temmuz hainleri, ellerindeki silahları, millete ve devletin en önemli kurumlarına doğrultmaktan zerrece çekinmediler.

15 Temmuz hainlerinin işte böyle önemli bir farkı vardı diğer darbecilerden…

Bu “girişimde” ilk defa millet meydanlara inmiş; demokrasisini, mevcut anayasal düzenini ve devlet kurumlarını hayatı pahasına korumuştur.

Bunun için her türlü tehlikeyi göze almıştır.

 

Bu iç savaş provasının ülkemize faydalı yanları yok mudur ?..

Var tabii…

Bir defa, altı bin civarında gözaltı mevcuttur.

Çoğu en yetkili makamlarda bulunan altı bin gözaltı…

Bu çok ciddi bir rakamdır.

Bunların bir kısmı masum olabilir belki. Bu yargılanma sonucu belli olacak.

Ama önemli bir kısmının hain olduğundan kuşku duymuyoruz.

Çünkü haberlerde ortaya çıkan bulgular çok vahim…

Devletimiz işte bu insanların “işgalinden” kurtarılacak inşallah…

Bu girişimin ikinci faydası da; iktidarıyla muhalefetiyle siyasi partileri, ordusu, milleti, sivil toplum kuruluşları, medyası ve daha bir çok kurumuyla ülkemizin tek vücut haline gelmesi olmuştur.

Birlik elbette çok önemlidir…

Öte yandan…

Önyargılı olma konusunda sınır tanımayan bazı Erdoğan karşıtlarına sorarsan…

Ülkeyi ateş çukurunun   kenarına getiren bu haince girişim de, aynen “Çözüm Sürecinin” sona erdirilmesi gibi, Erdoğan’ın sinsi planlarının(!) bir sonucu.

Yani bir senaryo…

“Yuh olsun” diyorum da, başka bir şey demiyorum…

yükleniyor..