?>

AMERİKAN SEÇİMLERİ VE DONALD TRUMP

Trump ezberleri bozdu, beklentileri altüst etti. Onunla beraber statüko yerle bir oldu.

Zenginlerin, aristokratların, sanatçıların, artistlerin, statükocuların ve “mutlu azınlık” ın oyları Hillary’yi kurtarmaya yetmedi.

Birçokları gibi benim de gözümde Trump maço, “deli”, zengin, şımarık, sıra dışı bir adamdı. “Hatta koskoca ülkede Cumhuriyetçiler bundan başka aday bulamamış mı yahu” diye içimden geçirdiğim çok oldu.

Öte yandan bayan Clinton’un Türkiye aleyhinde bir çok söyleminin olması da onun “sevimliliğini” bizim için gölgede bırakıyordu.

Suriye konusunda Obama’dan farksız düşünmesi, Fethullah Gülen’in iadesine mesafeli bakma ihtimali; hatta FETÖ nün seçimlerde kendisine 2 milyon dolar destek sağlaması bir yana, Adalet ve İçişleri Bakanlığına getirilecek kişilerin Gülen’le dirsek temasında olması gibi nedenlerle, Clinton’un Başkan olması durumunda sanki bizi zor günler bekliyordu.

Trump kazandı diye her şey güllük gülistanlık olmayacak elbette. Bir kere Trump’un bir gün bile siyaset deneyimi ve devlet tecrübesi

yok. Ülkeyi ticari bir şirket gibi yönetmeye kalkabilir. Zaten ondan mıdır nedir, Onun kazanma ihtimali artınca dolar fırladı.

Kendisini denetleyen ve frenleyen devlet kurumlarını ikna edebilirse yönetim konusunda şimdiye kadar alışılandan farklı bir yöntem uygulayabilir. 90’lı yıllarda yüzbinlerce Müslümanın kanını akıtan Bosna faciasını Bill Clinton bir­iki günde bitirmişti. Yine aynı şekilde Suriye savaşını da Trump bitirebilir ve başarılı bir lider olarak tarihe geçebilir.

Süper gücün başında olmak çok farklı bir konum. Yapacağı hatalar tüm dünyayı etkileyebileceği gibi başaracağı güzel şeyler de yine herkesi ilgilendirecektir. Üstelik Rusya’nın başında bulunan Putin de Trump gibi “deli dolu” ve başarılı bir lider.

Türkiye dersen, sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’la o eski edilgen ve pasif dönemleri çoktan geride bıraktı.

Bundan sonra birbirinden dinamik ve proaktif üç önemli lider, üç önemli devletin başında olacak. Sonuçları inşallah herkesin hayrına

olur.

Son bir şey daha…

Amerika seçimleri bana Türkiye’deki 1994 Belediye seçimlerini hatırlattı. Hatırlayanlar olacaktır. İstanbul’da Doğruyol’un adayı Bedrettin Dalan, Anavatan’ın adayı İlhan Kesici, Sosyal Demokratların adayı Zülfü Livaneli, Refah’ın adayı Recep Tayyip Erdoğan’dı.

Öbür “ağır topların” yanında Recep Tayyip Erdoğan’a çok az şans veren siyasi gözlemciler ve kamuoyu 27 Kasım 1994 günü gece yarısından sonra gecekondulardan gelen oyların rengi belli olunca şok oldular. Tıpkı şimdiki Clinton yanlıları gibi…

Erdoğan kazanmıştı…

Yine 28 Mart sabahı Ankara’da da Refahlı Melih Gökçek’in seçildiği anlaşılınca statükonun malum gazetelerinden biri manşet atmıştı:

“ İstanbul’dan sonra Ankara’da düştü…”

Sanki Refah Partisi yurtdışındaki düşman bir devletin partisiydi.

Takdir­i İlahi’ye bakın ki o günden beri Melih Gökçek hala Ankara Belediye Başkanı, Recep Tayyip Erdoğan ise bu gün Cumhurbaşkanı…

yükleniyor..